|
Bu kişilik bozukluğunu "kendini aşırı sevmek ve önemsemek " olarak özetlemek mümkündür. Gerçekten de bu kişiler bulundukları her yerde özel ilgi beklerler. Övülmek ve iltifat edilmek ihtiyaçları çok fazladır. Eleştiriye tahammülleri yoktur. Sıradan ve ortalama olmaktan kaçınırlar. Lider olmak, başarılı olmak, ünlü olmak, zengin olmak vb hedefleri vardır. Bu hedeflerine ulaşmak için de çok hırslı ve bencilce davranırlar. Başkalarıyla olan ilişkileri çıkarlarıyla sınırlıdır. Onların ne hissettiklerine önem vermezler. Empatiyapamazlar. Benlik saygıları aşırı şişirilmiş, pompalanmıştır. Çok çabuk kırılırlar ve bu yüzden de depresyona eğilimlidirler. Narsistik isimlendirmesi eski Yunancadaki "Narkissos" kelimesinden gelmektedir. Nergis çiçeğine de ismini veren Narkissos Yunan mitolojisinde sudaki hayalini görüp kendine aşık olan biridir. O'nu en güzel anlatanlardan biri de Latin şairi Ovidius'tur. Ovidius Narkissos ve Ekho mitlerini birleştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir eserinde dramatik bir şekilde ifade etmiştir. Aşağıda bu eserin Narkissos ile ilgili kısmından bir bölüm yer almaktadır. Dizeler Can Yücel'e aittir. 1944 yılında yayınlanan "Tercüme Mecmuası"nda yer alan bu dizeler Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü" adlı kitabından alınmıştır.
Berrak bir pınar vardı, dalgalarında gümüşler oynaşır, Ona ulaşan ne bir çoban, ne otlayan bir keçi, ne bir sürü, ne vahşi bir hayvan, ne ağaçtan düşen bir dal; tek bir kuş bile yoktu onun sükununu bozan. Çevresinde en yakın bir suyla beslenir bir çayır ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine, uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. Gidermek isterken susuzluğunu, artıyordu bir yandan susuzluğu. İçtikçe suya vuran güzelliğine hayran, seviyordu tensiz bir hayali, vücut sanıyordu sulardakini. Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüze, kımıldamaksızın, bakıyordu kendine kendi, şaşkın şaşkın... Bilmeden kendini arzuluyor, severken onu, kendini seviyor, isterken kendini istiyordu, içini yakan ateşi tutuşturan da kendisiydi. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara... Ellerini kaç kere daldırdı, boşa kavuştu kolları sularda. Neyi gördüğünü bilmiyor, fakat yanıyordu onunla, gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu.
Narkissos anlar başına geleni ve duygularını şöyle dile getirir.
Anlıyorum, o benim, aldatmıyor beni artık hayalim. Tutuşturan da ben, yanan da. Kendime olan sevgimle yanıyorum. Ne yapayım? İstemeyim mi? İsteyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım; arzuladığım benimle. Ayrılabilsem vücudumdan; garip bir dilek seven için ama, sevdiğim uzak olsa keşke. Kemirsin artık gücümü acı, ve geldi son günleri ömrümün, göçüyorum hayatımın baharında. Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. Ve şimdi can verelim ikimiz de bir solukta.
Aşağıda narsistik kişilik bozukluğun temel unsurlarına yer verilmiştir.
-
Kendini çok önemseme.
-
Çok özel biri olduğuna ve çok özel insanların kendisini anlayabileceğine inanma.
-
Aşırı "beğenilme arzusu".
-
Kendisinin iyi olan her şeye layık olduğuna inanma.
-
Kişilerarası ilişkilerinde başkalarını bencilce sömürme, zayıf yanlarını kendi menfaati için kullanma.
-
Başka insanların durumlarına karşı duyarsızlık gösterme. Empati yapamama.
-
Kıskançlık gösterme ve başkalarınca kıskanıldığına inanma.
-
Küstahlık ve pervasızlık eğilimi.
|